ah mine'l-aşkı ve hâlâtihî ahraka kalbî bi harârâtihî

15/1/2009

Duâ Edersen...


Bir gün Kettânî, namaz kılarken bir hırsız gelip, omuzundaki elbisesini aldı ve satmak için pazara götürdü, ama eli derhal kurudu. Ona;
-"Senin yapacağın iş, bunu geri verip, sâhibinin duâsını almandır. Senin için duâ ederse, Allahü teâlâ senin elini iyileştirir" dediler.

Bunun üzerine hırsız geri geldiğinde, Kettânî hâlâ namazda idi. Aldığı elbiseyi Kettânî'nin omuzuna koydu ve namazını bitirinceye kadar oradan ayrılmadı. Namazını bitirince ayaklarına kapanarak yalvardı ve hâlini anlattı. O zaman Kettânî;
-"Allah'a yemîn ederim ki elbisemin ne götürülmesinden, ne de getirilmesinden haberim var." dedi ve;
-"Allah'ım! O, onu götürmüş ve getirmiş, sen de ondan aldığını geri ver." diye duâ edince, hırsızın eli iyileşti.

15/1/2009

Kettanî...


Bir vakit Kâbe'nin Şeybe kapısından, heybetli mi heybetli, nurânî mi nurânî bir ihtiyar içeri girdi. O sırada Ebû Bekir Kettanî, Mescidi Haram'ın bir köşesinde sessizce oturmuş, tefekkür hâlinde bulunuyordu. Şeybe kapısından giren ihtiyar, doğruca Kettanî'nin önüne gelip durdu:
-"Selâmün aleyküm."
-"Ve aleyküm selâm"
-"Ey Şeyh! Burada niçin oturuyorsun da Makamı İbrahim'e gitmiyorsun?"
-"Ne yapayım Makamı İbrahim'de"

-"Orada büyük bir hadis hocası kısa senedlerle hadis rivayet etmektedir. O hadisleri dinlesen olmaz mı?" Kettanî dedi ki:
-"O hadis hocası kimden hadis rivayet ediyor, ravileri kimlerdir?"
-"An Ma'mer, an Zührî, an Ebî Hüreyre, an Nebî Sallallahu Aleyhi ve Selem senediyle Abdullah'tan." dedi. İhtiyarı dinleyen Kettanî:
-"Sen çok uzun bir senedden bahsettin. Orada onların isnadla haber verdikleri hadisleri ben burada isnadsız dinliyorum." İhtiyar sordu:
-"Kimden dinliyorsun?
-"Haddesenî kalbî an Rabbî." (Kalbim, sözü yüce Allah'tan dinlemektedir.)
dedi.İhtiyar:
-"Peki, bu sözünün delili nedir?"
-"Delili şudur ki, sen Hızır'sın"
dedi. O zaman Hızır dedi ki:
-"Ebû Bekir Kettanî'yi görene kadar, Ulu ve Yüce Allah'ın tanımadığım bir velisi yoktur, sanırdım. Kettanî ise beni tanıdı; ama ben onu tanıyamadım. Anladım ki; Hak Teâlâ'nın beni tanıyan; ama tarafımdan tanınmayan birtakım dostları mevcuttur."

15/1/2009

40 Yıl...


Ölümü yaklaştığı zaman Kettani'ye:
-Hal-i hayatta ne amel işledin ki, bu makama ulaştın? diye sordular. Cevaben:
-"Şayet ecelim yaklaşmamış olsaydı söylemezdim." dedi ve ekledi:
-"40 yıl kalbin bekçisi oldum. Allah'tan gayrı olan her şeyi kalbten uzaklaştırdım. Nihayet kalb Hakk Teâlâ'dan başkasını bilmez hale geldi!..."

15/1/2009

Mahabbat...


Ebu Bekir Kettâni (ks) Hazretlerinden Sözler:


-(Nasihat isteyen birine, dedi ki:) Hakk Teâlâ yarın nasıl senin olacaksa, sen de bugün O'nun ol!

***

-Mahabbet, sevgili için tercihlerde bulunmaktır...

***

-Sûfî, o kimsedir ki taatını, istiğfar edilmesi gereken bir cinayet sayar...

***

-İzzet ve Celal sahibi Allah'ın 'meltem yeli' denilen bir rüzgarı vardır. Arş'ın altında depolanmış olan bu rüzgar seherlerde eserek, inleyiş ve mağfiret dileyiş hallerini cebbar hükümdar'a taşır...'

***

-Vecdin, başı tatlı, ortası acı, sonu ise derttir...

(Vecd, hüznü gerektiren keder, aşk ve iştiyak sarhoşluğu içinde kendinden geçmek ve yüksek heyecan demektir. Hakk'ın binbir tecellîsini müşahede eden kimsenin muhabbet sonucu içinin ferahlaması ve o halin verdiği zevk ile kendinden geçmesidir. Hakîkî vecd, ileri derecedeki Allah (cc) sevgisi, irade sağlamlığı ve Allah (cc) aşkından meydana gelir...)

15/1/2009

Bilmiyor mu ki!...


Ebu Bekir Kettâni (ks) anlatıyor:
Bir gün yanıma bir fakir geldi, ağlaya ağlaya şöyle diyordu:
-On günden beri karnım aç, yârânımdan birine: "Karnım aç." diye yakınmış, sonra pazara gitmiştim. yolda bulduğum (Allah tarafından gönderilen) bir dirhem üzerinde şöyle yazıyordu:

"Hakk Teâlâ, aç olduğunu bilmiyor mu ki, ona buna şikayette bulunuyorsun?"

10/1/2009

Haberim Yok!...


Bir gün Kettani, namaz kılarken bir soyguncu geldi, Şeyh'in omuzundaki abayı aldı ve satmak üzere pazara götürdü ama derhal eli kurudu. Ona:
-'Senin maslahatına olan şey, bunu alıp Şeyh'in huzuruna varman, şefaatını dilemendir. Ta ki dua etsin de Hakk Teala elini iade etsin.' dediler.

Bunun üzerine soyguncu geri geldi, Şeyh hala aynı şekilde namazda idi. Abayı Şeyh'in omuzlarına koydu ve şeyh namazını bitirine kadar orada oturdu. Şeyh namazını bitirince ayaklarına kapanarak yalvardı, yakardı ve halini anlattı. O vakit şeyh:
-İzzet ve Celal sahibi Allah'a yemin ederim ki, abanın ne götürülmesinden ne de geri getirilmesinden haberim vardır, dedikten sonra:
-İlahi! o, onu alıp götürmüş ve geri getirmiş! sen de ondan aldığını geri ver! diye niyazda bulununca, hemen eli iyi oldu.

10/1/2009

Haddeseni Kalbi An Rabbi...


Bir gün, üzerinde fota bulunan nurani bir ihtiyar Benu Şeybe kapısından heybetli bir şekilde içeri girdi. Başını önüne eğmiş bir halde duran Kettani'nin önüne varıp selam verdikten sonra:
-Ey şeyh! Makam-ı İbrahim'e niçin varmıyorsun? Gitsen de orada bulunan ve âli (kestirme) senedlerle hadis rivayet eden büyük hadis hocasından hadis dinlesen olmaz mı?
dedi. Bunun üzerine Kettani başını kaldırdı ve:
-Ey şeyh! o kimden hadis rivayet ediyor? diye sordu. İhtiyar:
-"An ma'mer, an Zurri, an Ebu Hureyre an Nebi (sav) senediyle Abdullah'tan, dedi. Kettani:
-Ey ihtiyar! sen uzun (nazil) bir senedden bahsettin. Onların isnadla haber verdikleri şeyi ben şurada isnadsız olarak dinliyorum, dedi. İhtiyar sordu:
-Kimden dinliyorsun? Kettani:
-Haddeseni kalbi an Rabbi'den, yani: "Kalbim, sözü yüce Allah'tan dinlemektedir." dedi. İhtiyar:
-Peki bu sözün delili nedir? diye sordu. Kettani:
-Delil şudur ki, sen Hızır'sın, dedi. O zaman Hızır dedi ki:
-Ebu Bekir Kettani'yi görene kadar, ulu ve yüce Allah'ın tanımadığım bir velisi yoktur, sanırdım. Kettani ise beni tanıdı ama ben onu tanıyamadım. Anladım ki, Hakk Teala'nın beni tanıyan ama tarafımdan tanınmayan birtakım dostları mevcuttur.

3/10/2008

Rabbü'l-Beyt...


Ebu Bekir Kettani'nin müridlerinden biri can çekişiyorken gözünü açtı ve Kabe'ye baktı. Bunun üzerine oradan geçmekte olan bir merkebten gözüne tekme yeyince, gözü aktı. Derhal Şeyh'e:
-"Bu zat, hakiki mükaşefeler vâki olup gaybi hal nazil olurken, Kabe'ye bakmaktadır, bu yüzden te'dib edilmiştir." diye nida edildi.
Zira Rabbü'l-Beyt'in huzurunda Beyt'e bakmak ( ev sahibini bırakıp eve nazar etmek) caiz değildir.

3/10/2008

Allah Sevgisi...


Ebu Bekir Kettâni anlatıyor: "Çölde bir derviş gördüm, ölmüş ama tebessüm ediyordu. 'Hem ölmüş hem de gülüyor musun?' dedim. Dedi ki:
-"Allah sevgisi işte böyle olur!"
« Önceki ::