ah mine'l-aşkı ve hâlâtihî ahraka kalbî bi harârâtihî

15/1/2009

Gâfil Adam!...


Abdullah Muhammed b. Hafîf'in vefatı yaklaştığı zaman hizmetçiye:
-"Ben asi bir kul idim, boynuma bir zincir vur, ayağıma da bir bukağı bağla, böylece yüzümü kıble'ye çevir, ola ki kabul buyurur." dedi.

Ölümünden sonra hizmetçi bu vasiyeti yerine getirmeye başlayınca hatiften bir ses geldi:
-"Gâfil adam!... Bizim aziz kıldığımız bir zatı sen zelil kılmak mı istiyorsun? Sakın böyle bir şey yapma."

Vesselam...

15/1/2009

Sahtekâr...


"Bir derviş üç gün aç kalıyor, bundan sonra dışarı çıkıp kifâyet miktarı dileniyor, böylesine ne derler?"
sorusuna Ebu Abdullah Muhammed b. Hafîf şu cevabı verdi:
-"Sahtekâr!"

15/1/2009

Hilekarlığı Tercih Ettiler...


Ebu Abdullah Muhammed b. Hafîf diyor ki:

"Allah melekleri, ins ve cinni yaratınca, ismeti, hileyi ve kifayeti de yarattı, sonra meleklere; 'bunlardan birini seçiniz', denildi. Onlarda ismeti yani (günahsız olma halini) seçtiler. Sonra cinlere, 'siz de seçiminizi yapın', denildi. Onlar da ismeti seçtiler ama kendilerine:
-Melekler sizden çabuk davrandı, denildi. Bunun üzerine onlar da, kifayeti (Allah kafidir, esasını) seçtiler. Sonra insanlara, 'siz de tercihinizi yapın', denildi. İsmeti istediler ama kendilerine, 'melekler sizden erken davrandı', denildi. Sonra kifayeti istediler ama bu sefer de, 'bu hususta cinler sizi geçti', denildi. Sonra hilekarlığı tercih ettiler.

Onun için insanoğlu elden geldiğince hile yapmak için çabalamaktadır!..."

15/1/2009

Allahın Rahmeti Üzerine Olsun...


Bir kere Ebu Abdullah Muhammed b. Hafîf'e, ishale yakalanan biri misafir olmuştu. O gece Ebu Abdullah Muhammed b. Hafîf, durmadan adamın lazımlığını kendi eliyle getirdi, götürdü ve hiç uyumadı. Sabaha karşı bir ara gözlerini kapadı. Ama misafir:
-"Nerdesin? Allahın laneti üzerine olsun!" diye bağırdı. Ebu Abdullah Muhammed b. Hafîf korku ile titreyerek yerinden sıçradı ve lazımlığı abdesthane'ye götürdü. Sabah olunca, müridler:
-"Bu ne biçim misafirmiş ki, şöyle şöyle sözler sarfetti, bizim tahammülüz ve takatimiz kalmadı, sen ise bu derece sabır gösteriyorsun," dediler. Ebu Abdullah Muhammed b. Hafîf dedi ki:
-"Ben onun sözünü: 'Allahın rahmeti üzerine olsun', der gibi işittim!..

15/1/2009

Zan ve İmtihan...


Bir kere iki sûfi uzak bir yerden onu ziyarete gelmişlerdi. Ebu Abdullah Muhammed b. Hafîf'i hankâhda bulamayınca:
-"Nerede?" diye sordular.
-"(Devrin sultanı) Adudi'd-devle'nin sarayına gitti." cevabını alınca:
-Sultanların sarayında Şeyh'in ne işi var? Yazık ki, Şeyh hakkındaki kanaatımız çok fazla idi; dedikten sonra: "Şehri şöyle bir dolaşalım." diye düşündüler, pazara vardılar. Yırtık elbiselerini diktirmek için bir terzi dükkanına girdiler. O sırada terzi makasını yitirdi. Onlara:
-"Bunu siz aldınız." dedi. Sonra zabıtaya teslim ederek Adudi'd-devle'nin sarayına gönderdi. Adudi'd-devle:
-"Bunların elini kesiniz." diye emir verince, orada hazır olan Şeyh Ebu Abdullah Muhammed b. Hafîf:
-Sabrediniz, zira bu işi bunlar yapmamışlardır, dedi. Onları kurtardı, sonra sûfilere:
-Ey civanmerdler! sizin o kanaatınız doğrudur. Ama benim sultanın sarayına gelmem böyle işler içindir, dedi. Sonra bu iki sûfi onun müridi oldu.

Böylece bilmiş ol ki, her kim erenlerin eteğinden tutarsa, onun emeğini zayi etmez ve elini boş çevirmez...

15/1/2009

İlâh'ım Öldürülmüştür...


Birgün Ebu Abdullah Muhammed b. Hafîf'e bir misafir geldi, sırtındaki hırka da başındaki serpuş da siyahtı. Misafirin karalar giymesini Ebu Abdullah Muhammed b. Hafîf içinden kıskanmıştı. Yolcu, iki rekat namaz kılıp selam verdikten sonra Hafif:
-Dostum, niçin siyah elbise giydin? diye sordu.
-İlâh'ım öldürülmüştür de, ondan dedi. "Hevasını ilah edinen kişiyi görmedin mi?" (Furkan, 25/43; Casiye, 45/23) ayetine işaret ederek: "Nefsim ve hevam ölmüştür." (Onun icin yas tutuyorum) demek istedi. Hafif:
-Bu herifi kapıdan dışarıya atınız, dedi. Adam hakaretlerle dışarıya atıldı. Sonra Hafif:
-Onu içeri alınız, buyurdu. Adam içeri alındı. Bu hareket tam kırk defa tekrar edildikten sonra, (adamın nefsine uyarak yakışıksız bir şey yapmadığımı gören) Hafif kalktı, misafirin başına bir buse kondurdu, özür diledi ve dedi ki:
-Siyah giymek sana yaraşır. Zira kırk defa horlanıp hakaret gördüğün halde hiç değişmedin!"

15/1/2009

Sabır...


Naklederler ki: "Ebu Abdullah Muhammed b. Hafîf'in sizinle halvetteki (cinsel) hayatı nasıldır?" diye kadınlara sordular. "Onun sohbetinden (cinsi ilişkiden) bizim hiç haberimiz yok, haberi olan biri varsa, o da vezirin kızı olabilir." dediler. Bu sefer aynı suali ona sordular ve o da anlattı:
-Şeyh, bu gece evine gelecek, diye haber alınca, nefis yemekler hazırladım, özenerek kendimi de süsledim. Şeyh gelip de bu manzarayı görünce, bir süre bana, bir süre de yemeklere baktı. Gece olunca elimi tuttu, elbisesinin altına soktu, karnına temas ettirdi. Göğsünden göbeğine kadar olan yerde on beş düğüm ve kıvrım gördüm. "Ey vezirin kızı, şu düğümlerin ne olduğunu sorsana." dedi. Ben de sordum, o anlattı:
-Bütün bunlar, önüme getirilen böyle yemeklere ve şu ay gibi yüze karşı gösterdiğim sabır zorluğu ve ateşi sebebiyle üst üste atılmış düğümler ve kıvrımlardır.

Bunu söyledikten sonra kalkıp gitti. Ben onun yanında bundan fazla küstahlık ve cüret göstermiş değilim. Zira onun riyazeti gayet ziyade idi...

15/1/2009

Maksad Hâsıl Oldu...


İbn Hafif bir gece yarısı hizmetçiye:
-"Bana bir kadın ara." dedi. Hizmetçi:
-"Bu gece yarısı nereye gideyim? Bir kız kardeşim var, şeyh müsaade ederse onu getiririm." dedi. Şeyh:
-"Getir." dedi.

Bunun üzerine hizmetçi gitti, kızkardeşini getirdi. Şeyh derhal onunla nikah akdetti. Yedi ay dolunca bir bebek dünyaya geldi ve öldü. O vakit şeyh İbn Hafif hizmetçiye:
-Kızkardeşine, boşanmak isteyip istemediğini sor, eğer boşanmak istiyorsa öyle olsun, dedi. Hizmetçi:
-"Ey şeyh, bundaki sır nedir?" diye sorunca anlattı:
-Nikah akdi yaptığım gece rüyamda Hz. Peygamber'i (sav) ve çaresizlik içinde kalarak kan-ter içinde boğulan birçok kimseleri gördüm. Aniden bir sabi çıkageldi ve babasının elinden tutarak sırat köprüsünden rüzgar gibi geçirdi. İstedim ki benim de öyle bir bebeğim olsun. o bebek dünyaya gelip gidince, maksad hasıl oldu...

Naklederler ki, bundan sonra dört yüz kere nikah akdi yapmıştı. Bunun sebebi de şu idi: Kendisi şehzade idi, tevbe edip işi kemale erince, kadınlar (teberrük için) ona yakın olmak istiyorlardı. O da onlarla ikişer ikişer, üçer üçer nikah akdi yapıyordu. Bunların içinde vezirin kızı olan biri kırk yıl onun nikahının altında kalmıştı...

15/1/2009

Sen Bunu Kılma!...


Naklederler ki, Hz Peygamber (sav) ayakta iki parmağın ucunda durarak namaz kılmıştı. İbn Hafif, hayatında hiçbir sünneti kaçırmamış olan biriydi. Bu şekilde iki rekat namaz kılmak istedi. Bir rekat kılınca, ikincisini eda edemedi. Rüyada mihrabtan geldiğini gördüğü Hz Peygamber (sav) kendisine dedi ki:
-"Bu namaz bana hastır, sen bunu kılma!..."
« Önceki ::