Ca'fer b. Sâdık b. Muhammed şöyle demişti:
"Evveli korku, sonu özür olan her bir günah, kulu Hakk'a ulaştırır. Evveli güven, sonu kibir olan her bir ibadet, kulu Hakk Teâlâ'dan uzaklaştırır. Kendini beğenmiş olan itaatkâr aslında âsîdir. Özür dileyen âsî de hakikatte itaatkârdır."
Ca'fer Sâdık'ın huzuruna gelen biri:
-Bana Allah'ı göster, demişti. Sâdık:
-Sen Musâ (a.s.)'ya: "Beni göremezsin." (A'râf, 7/143) denildiğini hiç duymadın mı?, dedi. Adam:
-Evet, duymasına duydum ama bu Muhammed (s.a.v.) dinidir. Baksana biri: "Kalbim Rabbimi görmüştür." diye feryâd etmekte, diğeri: "Görmediğim bir Rabb'e ibadet etmem." diye haykırmaktadır. Sâdık:
-Bu adamı bağlayınız ve Dicle'ye atınız, dedi. Onu bağlayarak Dicle sularına attılar. Adam önce suya gömülüp kayboldu, sonra tekrar su üzerine çıkınca,
-İmdat ey Allah Rasûlü'nün evlâdı! İmdat! diye seslendi. Sâdık:
-Ey su! Onu altına al, dedi. Su da onu altına aldı. Adam tekrar su üzerine çıkınca, yine:
-Ey Allah Rasûlü'nün evlâdı, imdat, imdat! diye bağırdı. Sâdık yine:
-Ey su! Onu altına al, dedi. Adam tekrar suya gömüldü. Bu şekilde birkaç defa suya gömüldü ve su üzerine çıktı. Adam, mahlûkattan tamamen ümdini kesince, bu defa:
-İmdat ya İlâhî, imdat! diye bağırdı. Bunun üzerine Sâdık:
-Onu çıkarınız, dedi. Adamı çıkardılar, aklı başına gelsin diye, bir müddet kendi hâline bıraktılar. Sonra:
-Allah'ı gördün mü? diye sordular. Dedi ki:
-Mâsivâya el uzattığım ve onlardan medet umduğum sürece hicâbta bulunuyordum. Muztar bir hâlde kalıp, tamamıyla O'na iltica edince, kalbimin içinde bir pencere açıldı, oradan içeriye doğru baktım ve aradığımı gördüm!
"Izdırar hâlindeki şahıs dua ettiği zaman, ona icabet eden kimdir?" (Neml, 27/62), buyrulduğundan, mutlak acz husule gelmedikçe bu hâl zuhur etmemişti. Sâdık ona dedi ki:
-Sâdık (imdat!) dediğin müddetçe kâzib idin. Şimdi o pencereye iyi dikkat et. Ulu ve Yüce Allah'ın âlemi orada derûndadır. Kim, İzzet ve Celâl sahibi Allah: "Bir şey üzerindedir." veya: "Bir şeydedir." yahut: "Bir şeydendir." derse kâfir olur.
Naklederler ki, Ca'fer b. Sâdık b. Muhammed (ra) bir gün, yolda yalnız başına gidiyor ve, "Allah, Allah!" diyordu. Bağrı yanık bir dertli de, "Allah, Allah" diyerek peşine düşmüştü. Sâdık:
-Allah! Cübbem yok. Allah! Elbisem yok, der demez, hemen bir kat elbise peydâ oldu ve İmam Ca'fer bunu giydi. Bunun üzerine, o dertli kişi ileri atılarak:
-Efendim! dedi, "Allah" demede senin şerikin bulunuyorum, onun için şu eski elbiselerini bana ver.
Bu hareket Sâdık'ın hoşuna gitti ve eski elbiselerini ona verdi.
“Aşk, ilâhî bir cinnettir; övülen veya yerilen bir şey değildir…”