4/2/2009
Bir gün Bayezid Bistamî Hazretleri yanındakilere:
-Allah Tealâ razı olduğu kimseleri cennete koyuyor değil mi?, diye sordu.
-"Evet öyle!... " diye cevap alınca dedi ki:
-Allah bir kulundan razı olunca o kimse cenneti ne yapacak! Kalbin Cenab-ı Hakk’ın rıza ve cemalinden aldığı bir zerre haz, Firdevs-i Âlâ’daki bin köşkten daha iyidir.
10/1/2009
Bâyezid bir defasında:
-“Eğer Allahu Teala bana yetmiş senenin hesabını sorarsa, ben ondan yetmiş bin senenin hesabını sorarım. Zira yetmiş bin sene var ki: “Ben Rabbınız değil miyim?” (Arâf, 7/172) demiş ve “belâ” (evet) demekten cümle halkı kargaşaya düşürmüştür. Yer ve gökte mevcut hayhuy “Elest” meclisine duyulan şevktendir. Daha sonra Bâyezid şöyle dedi:
-Bundan sonra şu hitab geldi: “ Cevabı dinle: Hesap günü yedi uzvunu zerre zerre ederiz, her zerreye bir rüyet (ve temaşa kabiliyeti) veririz ve deriz ki: İşte yetmiş bin yıllık hesap! Hasılayı ve bâkiyeyi de kenara koyuyoruz!”
10/1/2009
Bâyezid bir gün “Hakikat” sözünü telaffuz edip (ilâhî) gerçekten bahsediyorken dudağı titriyor ve:
-Hem şarap, hem şarap için ve hem de sâki gibiyim, (aşk da, âşık da, mâşuk da benim) diyordu.
10/1/2009
Biri Bâyezid’e gelip:
-Bana öyle bir şey bellet ki, kurtuluşuma vesile olsun, dedi. Bâyezid dedi ki:
-Şu iki cümleyi hatırında tut, ilim olarak bunu bilmen sana kafidir: “Hakk Teala bana vakıf olup yaptığım her şeyi görmektedir ve Allah’ın amelime ihtiyacı yoktur.”
10/1/2009
Bâyezid öyle bir istiğrak hali içinde idi ki, yanından hiç ayrılmayan yirmi yıllık bir müridi vardı. Bu müridi her gün çağırdığı zaman, önce:
-Yavrum ismin nedir? diye sorardı. Bir gün mürid, şeyhe:
-Yoksa benimle alay mı ediyorsun? Yirmi yıldır ki, hizmetini görüyorum, yine de her gün ismini soruyorsun, dedi. Şeyh cevaben dedi ki:
-Evladım! Seninle asla alay etmiyorum. O’nun ismi kalbime gelince, sâir bütün isimleri hatırımdan silip süpürüp götürüyor. Adını hatırımda tutuyorum ama tekrar unutuyorum.
10/1/2009
Biri, evinin kapısına varıp seslendi. Şeyh sordu:
-Kimi arıyorsun?
-Bâyezid’i.
-Biçare Bâyezid! Otuz yıldır ki, ben de Bâyezid’i aradığım halde nişanından eser göremiyorum!
10/1/2009
Hâtem-i Asam müridlerine:
-Hanginiz, kıyamet günü cehennemliklere şefaatçı olmazsa, o benim müridlerimden değildir, demişti. Bu sözü Bâyezid’e naklettiklerinde, dedi ki:
-Ben derim ki, benim müridim odur ki, varıp cehennemin kapısından durur, cehenneme götürülen bir kimsenin elinden tutup onu cennete gönderip, yerine de kendisi cehenneme girer!...
10/1/2009
Bâyezid Diyor ki:
““Her kim Kuran okur da Müslümanların cenazelerinde hazır bulunmaz, hastaları ziyarete gitmez, öksüzleri soruşturmaz ve buna rağmen tasavvuftan dem vurursa, onun bir sahtekar olduğunu biliniz.”
10/1/2009
Bâyezid diyor ki:
“Bir an evvel kıyamet kopsun isterim. Ta ki varayım, çadırımı cehennem tarafına kurayım. Cehennem beni görünce (heybet, azamet ve dehşetimden) yerle bir olsun, bu suretle halkın rahata ermelerinin sebebi olayım!”
« Önceki ::