4/2/2009
Hz. Ebabekr (ra)'in komşusu bir gün Peygamber (sav) Efendimize gelerek;
- Ya Rasulullah, Ebabekr'in evinden ciğer kokuları geliyor. Komşusu olduğum ve kaç gündür aç olduğum halde bize ikram etmedi, der... Bunun üzerine Peygamber (sav) kalkar ve Ebabekr (ra)'in evine gelir. Fakat evin içerisinde yiyecek hiçbir şey yoktur.
Ebabekr (ra) Hazretleri, Rasulullah (sav) Efendimiz'e:
- Buyur, Ya Rasulullah! Anam, babam sana feda olsun! Sizi buraya getiren sebep nedir?” diye sorar. Allah Rasulü:
- "Ya Ebabekr! Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir. Komşun, senin ciğer yediğini söylüyor. Evinden ciğer kokuları geliyormuş ve sen ona ikram etmemişsin. Bu doğru mu?” deyince, Hz. Ebabekr:
-"Ya Rasulullah! Hâlim, Allah-u Teâlâ Hazretlerine ve size malumdur. Ben günlerdir ağzıma bir şey koymadım! Sadece Allah'ı zikrediyordum!” dedi ve dilini damağına yapıştırıp; “La İlâhe İllallah” demeye başladı. Biraz sonra evin içerisinde ciğer kokusu gibi bir koku meydana geldi. Peygamber (sav) Hazretleri, Hz. Ebabekr'in komşusuna dönerek:
- Bahsettiğin koku bu muydu ?” diye sordu. O da:
- Evet, Ya Rasulallah! Bu kokuydu. Ben anlayamadım. Allah'ım beni affetsin! Sen de affet! Meğerse Ebabekr'in ciğeri Allah aşkından püryan olmuş, gelen koku buymuş” dedi.
20/1/2009
Hz. Aişe (ra) anlatıyor:
Resulullah (sav) bir gece yanımdan çıkıp gitmişti. (Benim nöbetimde) hanımlarından birinin yanına gitmiş olabilir diye içime kıskançlık düştü. Geri gelince halimi anladı ve:
-"Kıskandın mı yoksa?" dedi. Ben de:
-"Evet! Benim gibi biri senin gibi birini kıskanmaz da ne yapar?" dedim. Aleyhissalatu vesselam:
-"Sana yine şeytanın gelmiş olmalı" dedi. Ben:
-"Benimle şeytan mı var?" dedim.
-"Şeytanı olmayan kimse yoktur" dedi.
- "Seninle de var mı?" dedim.
-"Evet, ancak ona karşı Allah bana yardımcı oldu da müslüman oldu" buyurdu.
20/1/2009
Hz. Aişe'den rivayet :
Safiyye (ra) gibi güzel yemek yapanı görmedim. Bir defasında Resulullah (sav) benim odamda iken, Safiyye ona yemek yapıp göndermişti. Çok şiddetli bir kıskançlık hissettim. Öyle ki beni bir titreme sardı. (Gidip) kabını kırdım, sonra da pişman oldum ve:
-"Ey Allah'ın Resulü!..." dedim, "yaptığım bu hareketin keffareti nedir?"
-"Tabağa aynıyla tabak, yemeğe misliyle yemek" buyurdular.
20/1/2009
Peygamberimizin hanımlarından olan Hz. Safiyye yahudi asıllıdır, sonra müslüman olup izdivac etmişlerdir. Peygamberimizle evlendikleri vakit müslüman kadınlar (Peygamber hanımlarıda dahil) gelini görmeye ziyaret etmeye gitmişlerdir. Peygamber Efendimiz Hz. Aişe'nin kıskanç olduğunu bildiği halde onu kızdırmak için:
-"Ya Aişe gelini nasıl buldun?..." demiştir. Hz. Aişe'de bunun üzerine:
-"İçerde yahudiden başka birşey göremedim!..." demiştir...
20/1/2009
Peygamberimizin Hanımı olan Hz. Cüveyriye daha müslüman değilken savaşta esir alınmıştır. Peygamberimize esaretten kurtulmak için gelmiş, Peygamberimizde zevcesi olmasını teklif etmiştir bu sırada Hz. Aişe de yanlarında bulunmaktadır. Sorulduğunda Hz. Aişe şu cevabı vemiştir.
-"Cüveyriye çok güzel çok alımlı bi hatun, kapıya geldiğinde benim gördüğüm güzelliği Rasullah'ında görmesinden korktum...."
20/1/2009
Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayetle; Sahâbe-i kiramın büyüklerinden Sâd Bin Ubâde (r.a.), Rasûlullah (s.a.v.)'a sordu:
-"Eğer ben âilemle beraber (yalnız başına) bir erkeği bulsam, o erkeğe dokunmayıp dört şâhit gelip şahâdet edinceye kadar dokunmayacak mıyım?..." Rasûlüllah (s.a.v.):
-"Evet..." dedi. Sâd:
- "Hayır," dedi ve "Seni hem Peygamber olarak gönderen Allah'u Teâlâ'ya yemin ederim ki, eğer ben bu vaziyette, olsam, dört şahidin şahâdetinden evvel hemen onun işini kılıçla bitiririm!..." Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) Efendimizin buyurduğuna dikkat edin:
-"Şüphesiz o (Sâd bin Ubâde) çok kıskançtır. Ben ise ondan daha kıskancım. Allahu Teâlâ benden daha kıskançtır.
17/1/2009
Adamın biri Rasulullah'a:
-“Ben seni seviyorum” dedi. Efendimiz:
-“Yoksulluğa hazır ol” buyurdu. Bu defa adam:
-“Allah’ı da çok seviyorum” deyince, Rasulullah şöyle buyurdu:
-“O halde belaya da hazır ol!...”
16/1/2009
O sıralarda 22 yaşında olan Hz. Zeyd (ra), Allah Rasulü (asm)'ni muhafaza eden melaike ordusunu bile kıskanıyor ve kendisi gibi genç olan diğer sahabiler tarafından O’nun etrafında oluşturan etten duvarın en önünde yer alıyordu.
Bu yüce sahabe, güneşin ortalığı adeta kavurduğu bir günde gazveye hazırlanırken, Peygamberimizin alnında parıldayan ter damlacıklarını gördü. Her bir damla Zeyd’in kalbine bir hançer gibi saplanmıştı. Dayanamadı, başını öfkeyle yukarı kaldırarak güneşe çevirdi ve hiç kımıldamadan ona bakmaya başladı. Fahr-i Kâinat Efendimiz (asm), bütün alemleri kuşatan nuraniyetiyle bir şeyler olduğunu hissetmişti. Hemen Zeyd’e döndü ve kolunu tutarak:
-“Zeyd!” dedi. “Ne yapıyorsun? Güneşi söndüreceksin...”
Zeyd başını yere çevirdi ve Peygamberler peygamberi’nden yansıyan bir nur, güneşi ona muhatab etti. Güneş:
-“Ya Zeyd!” dedi. “Ben O’nu incitmek ister miyim hiç? Sadece O’na daha yakın olmayı arzu etmiştim..
13/1/2009
Mekke fethinin ilk günü, o karışıklık, o heyecan esnasında Rasûlullah yaşlı bir hanımla karşılaşır, O’nun yanına gelmesini önlemek isteyenlere:
-"Bırakın!... Gelsin!.." buyurur...
Sırtından abasını çıkarır, hanımın altına serer ve birlikte oturup 1 saat kadar sohbet eder.. Hz. Âişe merak eder ve:
-“Kimdi o? Neler konuştunuz?” diye sorar... Rasûlullah cevap verir:
-”O, Hatice’nin arkadaşı idi, eski günleri yad ettik...”
Yine Hz. Hatîce'nin vefatından çok uzun yıllar sonra kız kardeşi Hâle, Efendimiz’in evine gelir ve kapıyı çalar.. Rasûlullah öylesine heyecanlanır ki; eli ayağı dolaşır ve kapıya koşar... Rasûlullah'ın bu hâline tanık olanlar sorar:
-“Neden?...” Aşkın sultanı buyurur:
-“Hatîce’nin çalışı bu!... Sanırım Hâle’dir gelen!...”
« Önceki ::